Posts Tagged ‘chat’
soylu ticaretin gerçek adı soysuz ticaret – bp gaz – kömürcü şerefsizi
istanbul ataşehre bağlı olan yeni sahrada bulunan soylu tcaret aynı zamanda BP gaz yetkili bayisiymiş evlerimize ve iş yerlerimize dağıttıkları magnet ve broşurkllerde ki telefon numaralarını araayarak kömür siparisi verdik 1 haftadır kömür yok deyip o karda kışta milletin coluk cocuğunu oğukta kömür bekletiyolar dün akşam arabamla kapılarına gittim içeriye yığılmış 10larca kömürü gördüm içeriye girmeden arabamdan telefon actım 1 haftadır kömür bekliyorum ne zaman gelicek dedim şerefsiz kadın bana yine kömür kalmadı dedi bişey solemeden telefonu kapattım ve ilk girdiğim siteye bunu şikayet olarak yazmak istedim umarım bu yazımı yayınlarsınız şimdiden teşekkür ederim
Kim Yahudi? – mircevim – sohbet01 – sohbet 01 – ilahiler – dinihikayeler
Kûfe’de bir adam, kendisinin Müslüman olduğunu söylemekle beraber Hazreti Osman’ın (r.a.) yahûdi olduğunu iddia eder dururmuş. Etrafındaki ilim adamları her ne kadar adamı iknaya çalışıyorlarsa da, bir türlü ikna edemezlermiş. Bu meseleyi İmam-ı Âzam Hazretlerine arzedip adamı susturmasını rica etmişler.
İmam-ı A’zam Hazretleri bir akşam adamın evine misafir olmuş. Hoş-beşten sonra ev sahibi zamanın en büyük aliminin evine gelmesinde bir sebep olduğunu tahmin ederek, isteğinin ne olduğunu sormuş.
Read the rest of this entry »
Yahudinin İnkarı ve Altın – dinihikayeler – islamisohbet – islami sohbet
İsa Aleyhisselâm bir Yahudi ile yola çıkar. Yanlarına ekmeklerini de almışlardı. Fakat Hz. İsa’nın iki, Yahûdinin ise üç ekmeği vardı. Yahudi, Hz. İsa’ya göstermeden ekmeğin birini yedi. İsa aleyhisselâm, Yahûdinin üç ekmeği olduğunu biliyordu.
— Senin üç ekmeğin vardı, biri ne oldu? diye sordu.
Read the rest of this entry »
Kendini Bilmek Haddini Bilmektir
Kendini bilmeyen, kendi dışındaki dünyayı anlamlandıramıyor. Asıl önemlisi, kendini bilmeyen insan Rabbi’ni hakkıyla bilme şansından mahrum kalıyor. Peki neden? İnsan kendi dışındaki varlık alemini bilmek için neden kendini bilmek zorunda?
“Ben” bilgisi, teknik bir felsefe tartışması değil. İnsanın kendini bilmesi, varoluşunu anlamlı kılan eylemlerin başında geliyor.
İnsan, bu dünyaya ‘öteki’yle, yani kendi dışındaki insan ve varlıklarla yaşamak için gönderilmiş bir varlık. İnsan sıfatının kemale ermesi, ancak kollektif /ortaklaşa bir yaşam ile mümkün. Örneğin konuşmak, ancak sizi dinleyen birinin olduğu bir ortamda anlamlı bir eylemdir. Aynı şekilde, insan tek başına kültür ve medeniyet üretemez. Bütün bunlar bireyin dışında başka insanların ve kollektif yapıların bulunmasını zorunlu kılar.
Read the rest of this entry »
Yücelmenin Biricik Yolu: Tevazu
Rabbi’nin rızasını kazanmak, O’na tertemiz dönmek isteyen müminlerin en belirgin özelliği alçakgönüllülük.
Yok iken var edilmiş olduğunu,
Her yönüyle Allah’a ait ve muhtaç olduğunu,
O’nun yardımı yetişmezse hiç bir hayra ulaşamayacağını,
Mülkün ve hükümranlığın gerçek sahibinin O olduğunu bilmek…
İç ve dış aleminde
Hayatı buna göre, böyle yaşamak…
Olgun başaklar gibi eğik ama verimli, diri, vakur…
Read the rest of this entry »
Tevazudaki İncelik ve Yücelik
Tevazu, müminlerin en güzel sıfatıdır.
Tevazu ahlâkını zıddı ile tanımak daha kolaydır. Kısaca tevazu, kibirli olmamaktır. Kibir, kendini beğenmek, başkalarını küçük görmektir. Kendini beğenmek aslını bilmemekten kaynaklanır; aslını bilmemek cehalet ve gafletten ileri gelir. Aslını bilen haddini bilir; haddini bilen edepli olur. Bunun için velilerden Muhammed bin Vâsî k.s ., oğlunun çalımlı ve kibirli bir şekilde yürüdüğünü görünce, onu şöyle uyarmıştır:
“Oğlum sakın aslımızı unutma! İlk günlerinde annen bir cariye, baban günahlara dalmış bir âsi , sen de anne karnında bir cenin idin. Sonumuz ise soğuk ve sevimsiz bir cenaze olacaktır. Aradaki bu kibir ve kendini beğenme niye ki ?! ”
Read the rest of this entry »
Vefasızlar Alır Dostun Ahını
Mevcut dünyamızda yitirmiş olduğumuz, çok kıymet taşıyan bir özellikten bahsetmek istiyorum: Vefa… Unuttuğumuz ya da unutturulduğumuz çok güzel bir haslettir vefa… Çok yakın bir zamana kadar var olan ama günümüzde çok az rastladığımız bir özellik vefa… Toplumu toplum yapan, cemaati cemaat yapan bir güzelliktir vefa… Dostlar arasında, kardeşler arasında olmazsa olmaz bir haslettir vefa…
Bir âşığın maşukuna, bir dava adamının davasına ve bir idealistin ülküsüne her şeye rağmen sadık kalmasıdır vefa. Bu uğurda her şeye katlanması ve her şeyi sineye çekmesi, gerçek dava adamına düşen vazifelerin en önemlisidir belki de, davasına karşı vefa göstermesi. Niceleri var ki, o vefa sayesinde hedefine ulaşmış ve tarihe mâl olmuştur.
Read the rest of this entry »
Nebevî Ahlâkın Sahâbedeki Tezâhürleri
İslâm dîninin en kıymetli asrı, hiç şüphesiz, cihânın nübüvvet nûruyla aydınlandığı “Asr-ı Saâdet”tir ki, Allâh Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ve O’nun güzîde ashâbı, o kudsî zamânın en kıymetli zînetleri olmuşlardır. Onlar, insan neslinin ulaşabileceği en son seviyeye nâil olmuşlardır.
Rasûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimizi îmân nûru ile görerek îlâ-yı kelimetullâh uğrunda canlarını ve mallarını cömertçe sarf etme bahtiyarlığına eren ashâb-ı kirâm, âdetâ ümmet-i Muhammed’e “örnek bir nesil” olmak üzere lutfedilmiş, ilâhî bir armağandır. Bu bakımdan, îmân şerefine sâhip her gönül, yüce dînimizin bugünlere intikâlinde mühim hizmetleri bulunan “Ashâb-ı Güzîn” Efendilerimize hürmet, muhabbet ve minnettarlık duygularıyla dolu olmalıdır. Onlardan birinin ismi anıldığında, “radıyallâhu anh” yâni “Allâh ondan râzı olsun!” diyerek duâ etmek, dînî ve vicdânî bir vazîfemizdir. Çünkü onlar, Muhammedî hidâyet kâfilesinin büyüklü-küçüklü yıldız şahsiyetleridir.
Read the rest of this entry »
Mümin nasıl olmalı?
Dünyanın her tarafındaki dostlarıyla mektuplaşmalı, tebrikleşmeli, fakat gerektiği zaman Allah için, vatan içir harp meydanlarında düşmanla savaşarak, bu yolda en büyük kahramanlarla, en ileri, en teknik harp aletleriyle yarışıp, bu suretle küfrün belini kırmalı.
Annesi, babası, bütün hısım-akrabası ve hatta komşusu ile koklaşmalı. Bütün iman ehli ile tanışmalı, bilişmeli; hususen Allah’ın dostlarıyla sevişmeli. Lüzumsuz münakaşaların ve kısır çekişmelerin, gıybetin, dedikodunun bulunduğu meclislerden hemen savuşmalı.
Read the rest of this entry »
Muhabbetin Sırrı
Tarihin içinde bulunduğumuz devresinde, hakikatin evrenselliğinin farkına varma, hayatın esas amacını belirleme, insanın anlam ve değerine ilişkin bir gelecek resmi sunma ihtiyacı hiç bu kadar aciliyet kespetmemişti.
Bilin ki su birdir. Her şeye, mutlak ebediyet makamından, hakîkî tevhidin herhangi bir tesire maruz kalmadığı yerden nazar etmeliyiz. Modern dünyanın krizine karşı koymalı ve doğrudan geldiğimiz kaynaktan beslenmeliyiz. Günümüzün kafası karışmış ve istikâmetini yitirmiş modern aklını, derin köklere sahip, sağlam ve gerçek ebedî değerlerle ilişkilendirmek çok acil bir zarûrettir. Ben bunu tecrübe ettim; güzellik ve iyiliğin kaynağını keşfedene kadar mânâsız ve boş bir hayat yaşadım.
Read the rest of this entry »